Confucius Tapinagi

Tainan’daki Konfucyus tapinagi 1666’da tamamlanmis ve tum Tayvan’daki en eski ve tarihi acidan en onemli yapilardan birisi. Tapinak, Tayvan’in ulusal kahramani, adayi Hollanda egemenliginden kurtaran, benim de calistigim universiteye ismini veren Zheng Chenggong (ya da Koxinga)’nin oglu Zheng Jing tarafindan, danismaninin tavsiyesi uzerine Tainan ve genel olarak Tayvan’in egitimli yonetici ihtiyacini karsilamak amaciyla yaptirilmis.

_DSC4625

Konfucyus tapinaklari Çin kulturunde hep ogrenme ve kultur merkezi olmus. Bugun de burasi tarihi oneme sahip bir eserden çok yerel halk için bir park alani niteliginde. Tapinagin bahcesi icinde spor yapan veya dama oynayan insanlari gormek mumkun. Biz ziyaret ettigimizde de bir konser vardi. 

_DSC4661

Dilek dileme ritueli: 

_DSC4627

Ziyaretimizi bitirmeden kendimize hatira almayi da ihmal etmedik:

_DSC4663

Tainan Şehir Tanrısı Tapınağı

City God Temple
Tapinak islek bir caddede trafigin icinde kalmis durumda.

Sehir tanrisi tapinaklari Çin toplumunda her yonetim merkezinde insa edilmis. Tainan’da da bu tapinaklardan her biri farkli konularla ilgilenen uc adet var. Bunlardan en eskisi, en buyugu ve en onemlisi bu yazida tanitacagim Cheng-Huan (yani sehir tanrisi) tapinagi, sadece Tainan’in degil Tayvan’in da en eskisi.

_DSC4587
Karsinizda sehir tanrisi.

Bu tapinaktaki sehir tanrisi adli ve yerel yonetim konularinda sorumlu. Tapinak 1669 yilinda kurulmus ve yuzyillar icinde birkac defa yenilenmis ve sonunda su anki halini 1777’de almis. Nasil ki devlet gorevlileri halkin bu dunyadaki isleriyle ilgileniyorsa, sehir tanrisi da ayni seyi oteki taraf icin yapiyor. Tapinagin bas tanrisi olan Duke Wei Ning‘in gorevi hayata veda eden insanlarin yasamlarindaki eylemlerini degerlendirip ruhlarinin cennete ya da cehenneme gidecegine karar vermek. Sehir tanrisi bu isi yaparken insanlarin iyi ve kotu davranislarini degerlendirmek icin dev bir abakus kullaniyormus.

_CSC4674
Tanrinin hesap kitap islerini hallettigi abakus.

Tapinagin genel mimari yapisi bir mahkeme salonunu temsil etmek üzere sekillendirilmis ve içerideki karanlık ve kasvetli atmosfer size bunu hissettiriyor sanki. Tapınakta bulunan ve üzerinde “Iste geldin” yazili ahsap tablet insanlara herkesin bir gün hesap vereceğini hatırlatan bir uyarı niteliğinde. Sanki bir “her canlı olumu tadacaktır” havası veriyor. Tapınaktaki tüyler ürperten baska iki tablette de asagi yukarı “tum yaptigin hile ve kotuluk iken, tutsu yakmak neye yarar” ve “eger içinde iyilik varsa, ibadet etmek ya da etmemek ne fark eder” yaziyor.

Sehir tanrisinin iki yaninda 24 tane yardimcisi bulunmakta ve bir devletin organlari gibi bu yardimcilarin da her biri farkli bir daireyle (egitim, bilgi, cehennem vs.) ilgileniyor. Bu tapinaklar sehir yoneticileri icin onemli sayilmakta ve yeni atanan yerel yonetim yetkililerinin gorevlerine baslamadan once buraya gelip dua etmeleri gerekiyormus.

 

Bana boyle filmlerle gelin!

Yillar gectikce izledigim ve izlemek istedigim filmlerin turleri de degismeye basladi. 20’li yaslarin baslarinda ozel efektlerle dolu buyuk yapimlari (Spiderman, x-Men, Fantastic Four vs.) heyecanla beklerken, son yillarda ilgim daha cok bagimsiz filmlere kaydi. Ben merakli bir insanim. Baska ulkelerde, baska mahallelerde insanlarin nasil yasadigina, neler yasadigina, baslarina neler geldigine ve bu baslarina gelen olaylarla nasil basa ciktiklarina deginen; ozel efektlerin neredeyse hic olmadigi, konulariyla farklilik gosteren ve sizin benim gibi insanlarin hayatlarinin bir bolumune tanik oldugumuz filmler hemen ilgimi cekiyor.

Ne demek istedigimi asagida bu turde aklima gelen filmleri siralayarak anlatmaya calisacagim. Hem de kisa bir tavsiye listesi olur ve belki de sizler de birkac film tavsiye edebilirsiniz. Bu filmlerin bana bir diger faydasi da soundtrack’leri sayesinde bircok guzel sarki ve grup tanimis olmamdir. Filmlerin adlarina tiklayarak IMDB sayfalarina ulasabilirsiniz.

SANGUE DO MEU SANGUE

Sangue do meu sangue

Listedeki ilk film 2013 Oscar odullerinde yabanci dilde en iyi film dalinda Portekiz adina yarisan “Sangue Do Meu Sangue”, ya da Turkce adiyla “Kanimin Kani”. Lizbon’un kenar mahallelerinden birinde fakirlik ve siddetin ortasinda yasamlarini devam ettiren bir ailenin yasaminda bir doneme sahitlik ediyoruz.

Portekiz ve Portekizce konusunda her ne kadar duygusal davransam da, bu filmi bu listenin en tepesine koymamin gecerli sebepleri oldugunu filmi izlerseniz goreceksiniz.

SHORT TERM 12

Short_term_12

Bu filmi daha dun gece izledik. Short Term 12’de bir genclik rehabilitasyon merkezine ve orada calisan Grace ve hem sevgilisi hem de is arkadasi olan Mason’in hayatlarina bakis atiyoruz.

Bir yandan her gun merkezde kalan cocuklar ve sorunlariyla basa cikmak zorunda kalan Grace bir yandan da kendi sorunlari ve hayatindaki radikal degisikliklerle mucadele etmek zorunda kaliyor. Hatta oyle ki filmi izlerken “peki Grace’e kim yardim edecek?” diye soruyor insan.

JOE

Joe

Simdi, Nicolas Cage’i ailecek begeniriz. Ancak zaman zaman IMDB’de okudugum yorumlarda bircok insanin benimle ayni fikirde olmadigini gosteriyordu – simdiye kadar. Bu filmden sonra bircok insan “Nicolas Cage’in donusu” tadinda yorumlar birakmis. Kendisi bir yere gitmemisti ki donsun diye cevap yazmak istedim bu yorumlara ama sonra bosverdim gitti.

Bu filme bakacak olursak, aslinda “Rol model olmaya en uzak kisilerden biri olan eski bir suclu, kurtulus ve yok olus arasinda bir secim yapmakla karsi karsiya kalan 15 yasinda bir cocukla karsilasir.” seklindeki tek cumlelik konu ozeti her seyi acikliyor. Ancak yine de uzerinde bir kac sey soylemek gerekirse, hepimizin filmlerde en cok gordugu Amerika imajina degil de, Amerika’da kiyida kenarda kalan ve ana akim sinemada kendilerine az yer bulan insanlarin yasamlarina sahitlik ediyoruz. Nicolas Cage’in oynadigi Joe karakteri bir kereste sirketi icin ormanlik alanlardaki agaclari zehirleyip oldurmekle gorevli bir taseron. Burada bir parantez acip “nasil yani'” sorusunu cevaplandirmak gerekli. Filmde anlatildigina gore bu sirketler henuz olmemis agaclari kesemiyorlarmis, bu sirketler de careyi el altindan adamlar tutarak agaclari zehirlemekte bulmuslar. Okudugum yorumlara gore,  ayni uygulama mesela reklam sirketleri tarafindan yol kenarina kurulan reklam panolarinin gorunmesine engel olan agaclardan kurtulmak icin de yapiliyormus. Ancak ayni yorumlarda bu uygulamanin artik Amerika’da hemen hemen hic gorulmediginden de bahsediliyor. Neyse ki bizim ulkemizde agac kesmek cok kolay ve sirketlerimiz bu tur ivir-zivirlarla ugrasmak zorunda kalmiyorlar.

Filme donecek olursak, zaten kendisi sorunlu bir kisilik olan Joe’nun, alkolik babasinin hayatini zehir ettigi 15 yasindaki Gary’nin gunun birinde cikagelip kendisinden is istemesiyle olaylar gelisiyor.

Filmde Gary’nin babasini canlandiran kisi o kadar dogaldi ki bir ara esime “Ben bu adami bu rol disinda, alkolik olmayan normal birisi olarak hayal edemiyorum” dedigimi hatirliyorum. Sonra ogrendik ki, filmlerinde yerel halktan kisilere rol vermeyi seven yonetmen David Gordon Green bu filmde de Gary’nin babasi Wade -ya da G-Daawg- rolu icin sokaklarda yasayan bir alkolik olan Gary Poulter’a rol vermis. Ne yazik ki Gary Poulter film cekimleri bittikten birkac ay sonra Austin’de sokaklarda hayatini kaybetmis.

Aklima gelen bazi diger filmler de soyle:

Bornova BornovaWinter’s Bone, 50/50Away We GoGarden StateJunoDisconnectThe Woodsman

Mutlaka unuttugum filmler vardir, ancak yaziyi burada bitiriyorum cunku esim mutfaktan kahvalti icin yumurtalari kirmaya cagiriyor. Ovunmek gibi olmasim omletim guzeldir!

Abraços!